Psikodinamik Formülasyon Kitabı

Birinci Kısım: Psikodinamik Formülasyona Giriş

İkinci Kısım: Tanımlama

Ana düşünceler

Psikodinamik formülasyonlar insanların nasıl ve neden bu şekilde davrandıklarını açıklamamıza yardımcı olur.

Birinin işlevini açıklamaya çalışmadan önce, onu TANIMLAMAK (DESCRIBE) zorundayız. Bunu aşağıdakileri tanımlayarak yapabiliriz:

  • Sorun (the problem) – hastayı şimdi tedaviye getiren şey nedir?
  • Kişi/kişilik (the person) – hastanın karakteristik düşünme, hissetme ve davranış kalıpları

Bu örüntüleri aşağıdaki gibi kategorize edebiliriz:

  • Kendilik (Self)
  • İlişkiler (Relationships)
  • Uyum (Adaptation)
  • Biliş/Kognisyon (Cognition)
  • Değerler (Values)
  • Çalışma/İş ve Eğlence/Oyun (Work and play)

İşleyişin, kişinin farkında olduğu (bilinçli) ve aynı zamanda farkında olmadığı (bilinçsiz/bilinçdışı) yönlerini tanımlamamız gerekir.

Her model için, güç alanların (areas of strength) yanı sıra zorluk alanlarını (areas of difficulty) da düşünmek önemlidir.

Hastalarımıza hikâyeleri hakkında soru sormak, bize iç dünyalarını anlatmalarına yardımcı olur.

Bir şeyin nasıl çalıştığını (function) düşündüğümüzde, yapmak üzere tasarlandığı şeyi yapıp yapmadığını dikkate alırız. Buzdolabı, yiyecekleri düşük sıcaklıkta tutacak şekilde tasarlanmıştır; bu nedenle süt soğuksa iyi çalışıyor, sıcaksa kötü çalışıyor. Araba, insanları bir yerden bir yere taşımak için tasarlanmıştır; bu nedenle, eğer güvenilir bir şekilde dolaşmamıza izin veriyorsa, iyi çalışıyor demektir; genelde tamirhanede bulunuyorsa, kötü çalışıyor demektir. Birden fazla işleve sahip olacak şekilde tasarlanan şeyler bazen bir şekilde iyi çalışabilir, ancak diğerinde işe yaramayabilir. Örneğin, hem rahat hem de şık olması amaçlanan bir masa sandalyesi ofiste şık bir görünüm yaratıyor ancak çalışanların sırt ağrısı yaşamasına neden oluyorsa, bu bir işlevi yerine getiriyor ancak diğerini yerine getirmiyor. demektir.

Bir buzdolabının veya sandalyenin amaçlanan işlevini bilmek kolay olabilir ancak bir kişinin ne yapması gerektiğini bilmek çok daha zordur. Mesela herkes çalışmalı mı? Evlenmek? Çocuklarınız var mı? Dini bir kuruma bağlı mısınız? Fedakar olmak mı? Ruh sağlığı uzmanları olarak bu tür yargılarda bulunmak bizim işimiz değil. Tam tersine, yaşamanın dünyadaki insan sayısı kadar yolu olduğunu biliyoruz. Ancak insanlar acı çektiğinde (suffer) , bu onların işleyişinin bir şekilde aksadığını gösteriyor.

Açıklamadan önce, tanımlayın!

İnsanların nasıl ve neden bu şekilde davrandıklarını açıklamaya çalışmak için formülasyonlar yaratıyoruz. Açıklamadan önce işlevlerini tanımlayabilmemiz gerekir. Bunu [ancak], hem sorunu (problem) hem de kişiyi (person) tanımlayarak yapabiliriz.

Sorunu tanımlama

Sorunu, kişiye şu anda en çok zorluk çıkaran şey, olarak tanımlayabiliriz. Her zaman olmasa da genel olarak bir ruh sağlığı uzmanına danışmalarının nedeni budur. Bazen hastalarla asıl problem konusunda aynı fikirde oluruz, bazen de anlaşamayız. Her iki durumda da onların kaygılarını kabul etmeli ve ele almalıyız. İnsanları psikoterapiye yönlendiren sorunlara birkaç örnek:

  • Ergen kızımı anlamak için yardıma ihtiyacım var.
  • Boşanıp boşanmamam gerektiği konusunda yardıma ihtiyacım var.
  • Yardıma ihtiyacım var çünkü iş yerinde çok kaygılıyım.
  • Kendimi toplumuma yabancılaşmış hissediyorum.
  • Doktorum, işten atıldıktan sonra tekrar ayağa kalkabilmem için bir terapiste görünmem gerektiğini düşünüyor.
  • Neden romantik bir ilişki kuramadığımı anlamak istiyorum.

Elbette birçok hastanın birden fazla sorunu var. Depresyonda olabilirler ve eşleriyle ilgili süregelen sorunlar yaşayabilirler ya da çok fazla içki içebilirler ve ebeveynleri hasta olabilir. Bununla birlikte, formülasyona odaklanmak için kişiyi şu anda (right now) en çok rahatsız eden şeyin ne olduğunu belirleyebilmek (identify) ve tanımlayabilmek (describe) önemlidir. Şu soruya cevap bulmak için kendinizi zorlayın: Bu kişi beni neden şimdi görmeye geldi? Muhtemelen birincil sorunu tanımlayacaksınız.

İster kişilerarası bir zorluk olsun, isterse bir duygudurum ya da anksiyete bozukluğunun belirtileri olsun, sorunla ilgili tüm ayrıntıları öğrenmek önemlidir. Hastalarımızın bilişsel ve duygusal zorluklarının (örn. dikkat eksikliği bozukluğu, yeme bozuklukları, kaygı ve duygudurum bozuklukları vb.) dikkatli bir şekilde teşhis edilmesi, onların bilinçli ve bilinçdışı düşünce, duygu ve davranışlarını anlamak açısından kritik öneme sahiptir.

Kişiyi/kişiliği tanımlama

Sorunu hastaya şu anda en çok zorluk çıkaran şey olarak tanımladık. Ancak birinin nasıl işlev gördüğünü tam olarak anlayabilmek için aynı zamanda genel olarak (generally) nasıl düşündüğünü, hissettiğini ve davrandığını da tanımlayabilmemiz gerekir. Biz buna kişiyi (person) tanımlamak diyoruz. Sorun ile kişi arasındaki farkları göz önünde bulundurmak için, uzun süredir birlikte oldukları partnerleri tarafından yakın zamanda terk edilmiş, otuzlu yaşlarındaki iki kişi olan Kate ve Millie’yi ele alalım. Aynı sorunu yaşamalarına rağmen bunu çok farklı yaşıyorlar:

Kate: Kendimi çaresiz ve yalnız hissediyorum. Başka kimsem yok. Partnerimi her gün arayıp eve gelmesi için ona yalvarıyorum. Dün gece eğer eve gelmezse kendimi keseceğimi söyledim ona. Kendimi tamamen sevilemez hissediyorum; asla başka bir ilişki kuramayacağım. Çocuklar konusunda bana kim yardım edecek?

Millie: Şok olmadığımı ve üzülmediğimi söylersem yalan söylemiş olurum. Ama arkadaşlarım ve ailem harikalardı; arayıp çocuklara yardım ettiler. Çok şanslı hissediyorum. Hayatlarının en az düzeyde bozulması için çocuklara odaklanmaya çalışıyorum. Yeni bir ilişkiye hazır değilim ama bu da zamanla gelecek.

Kate ve Millie’nin benzer bir soruna farklı tepki vermiş olmaları muhtemeldir çünkü sorun ortaya çıkmadan önce genellikle farklı şekilde işlev görüyorlardı. Bu genel, devam eden işleyiş, kişi/kişilik olarak adlandırdığımız şeydir; bu nedenle kişinin kim olduğunu ve sahip olduğu sorunu bilmeliyiz.

Örüntüleri/kalıpları tanımlamak kişiyi tanımlamamıza yardımcı olur

Kişiyi/kişiliği karakteristik düşünme, hissetme ve davranma biçimlerini tanımlayarak tanımlayabiliriz. Bunlara onların karakteristik örüntüleri/kalıpları (pattern) diyebiliriz. Yetişkin olduklarında insanlar hayatlarının çeşitli yönlerinde karakteristik modeller geliştirirler. Çağlar boyunca insan davranışını gözlemleyenler, insanların karakteristik işleyiş şekillerini tanımlamak için farklı yöntemler kullanmışlardır. Bu yöntemlerden bazıları, farklı özelliklere sahip kişileri, belirli ortak özelliklerine göre kategorilere (category) ayırmaya çalışmıştır. Hipokrat insanları dört temel vücut sıvısı arasındaki dengeye göre sınıflandırmıştır (Arikha, 2007), Freud, insanları psikoseksüel gelişimsel bir yol boyunca saplanmalarına (fixation) göre gruplandırdı (Freud, 1905/1953), ve Zihinsel Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM), insanları ortak özellikler listelerini kullanarak kategorilere ayırır (Amerikan Psikiyatri Birliği, 2022). Ancak bu alanda giderek daha fazla araştırmacı, insanların karakteristik düşünme ve davranma kalıplarını bir dizi boyut (dimension) kullanarak tanımlamayı savunmaktadır (Cloninger, 2000; Widiger, 2005). Bu kitapta altı temel işlev alanını kullanarak bu boyutsal yaklaşımı benimsiyoruz:

Her alanı bir dizi değişken (variable) kullanarak daha derinlemesine tanımlıyoruz. Her hastanın bu alanların her birindeki işleyişini öğrenmek ve tanımlayabilmek, onlar hakkında bir kişi olarak bilgi edinmek için çok önemlidir. Bir kişinin bir modeli diğerine karşı nasıl ve neden geliştirdiği, psikodinamik formülasyonumuzu kullanarak anlamaya çalışmak istediğimiz şeyin önemli bir yönüdür. 6-11 arası bölümlerde, alanın temelleri, o alandaki ortak modeller ve alanı değerlendirme yolları dahil olmak üzere bu alanların her birini açıklıyoruz.

Güçlü yanlar ve zorluklar

İnsanlar karmaşıktır ve tek bir işlev alanında bile güçlü yanlara (strength) ve zorluklara (difficulty) sahip olabilirler. Bazı insanlar bir alanda çok iyi performans gösterirken diğerinde daha fazla zorluk çekerler. Hiçbir zaman uzun süreli romantik bir ilişkisi olmayan, ancak sosyalleştiği ve güvendiği çok sayıda yakın arkadaşı olan bir kişiyi düşünün. Veya mükemmel bir yönetici ve iş adamı olan ancak sosyal durumlarda son derece kaygılı olan ve hafta sonları evinde saklanan bir kişiyi düşünün. Çoğu insan gibi, bu bireyler de bir alanda iyi işleve sahip, diğerinde ise daha fazla zorluk çeken mozaiklerdir (mosaic).

Bazen ruh sağlığı uzmanları olarak yalnızca sorunlara odaklanırız ve güçlü ve dayanıklı olduğumuz alanları ihmal ederiz. Ancak hastalarımızın yeni, daha yararlı işlev görme yolları geliştirmelerine yardımcı olmak için güçlü yanlarına güvenmemiz gerekiyor. Hastalarımızın güçlü yönlerini ve zorluklarını tanımlamak, psikodinamik formülasyonlarımızda her ikisi hakkında da hipotez kurmamıza olanak tanır.

Bilinçli ve bilinçdışı örüntüler

İnsanlar düşünme, hissetme ve davranma biçimlerinin hepsinin olmasa da bir kısmının farkındadır. İki kişinin terapiste kendini anlatma şeklini düşünün:

Kendimi iyi hissetmekte çok zorlanıyorum. Çocukluğumdan beri hep böyleydim. Üzerinde çalışmak istediğim bir konu.

Eşim önüme ya terapi ya da ayrılık diye iki seçenek koydu. Onu dinlemediğimi söylüyor. Neden dinleyeyim ki onu? Sürekli iş -muhasebe- konularında gevezelik ediyor, bundan daha sıkıcı ne olabilir ki? Bu arada, yeni bir resepsiyon görevlisine ihtiyacın var. Seninki adımı iki kez yanlış telaffuz etti -pek uyanık değil.

Her iki insan da özgüven konusunda zorluk yaşıyor gibi görünüyor. Ancak bu birinci kişi için bilinçliyken, ikinci kişi için davranışta ortaya çıkar. Psikodinamik olarak düşündüğümüzde hem bilinçli (conscious) hem de bilinçdışı kalıplarla (unconscious pattern) ilgileniriz.

Hastalar hakkında bilgi edinmek için hikayeleri sorun

İşbirliği içinde psikodinamik formülasyonlar yaratmak için hastalarımızın bize içsel yaşamlarını anlatmalarına yardımcı olmalıyız. Bunu yapmanın iyi bir yolu onlardan bize kendileri hakkında hikayeler (story) anlatmalarını istemektir. Bunlar uzun zaman öncesine ait hikayeler olabileceği gibi düne ait hikayeler de olabilir. Arkadaşlar, aile, istekler, korkular ve hayaller hakkındaki hikayeler hastalarımızın bilinçli ve bilinçdışı zihinlerinin zenginliğini anlamamıza yardımcı olur. Hikâyeler hakkında soru sormanın iyi bir yolu, önce bir açılış sorusu sormak, sonra da bir hikâye istemektir. Örneğin:

Terapist: En iyi arkadaşın olduğunu düşündüğün biri var mı?
Hasta: Evet
Terapist: Bu kişinin adı nedir?
Hasta: Jeanine
Terapist: Jeanine nasıl biri? Bana Jeanine’le yakın zamanda yaptığınız ve sizin için gerçekten çok şey ifade eden bir şeyden bahseder misiniz?

Adını sormak hastanın arkadaşını canlandırır. Aniden odada gerçek bir insan belirir. Daha sonra bir hikaye istemek onların kişisel ilişkilerini hayata geçirir.

Kitabın bu kısmındaki her bölümün sonunda hastalarımızı tanımlamamıza yardımcı olabilecek sorular öneriyoruz. Bunları açılış soruları olarak kullanmanın ve ardından öykü istemenin hastalarımızın bize iç yaşamlarını anlatmalarına yardımcı olduğunu keşfettik.

Geleceğe bakarak

Her işlev alanı önemlidir ve hastalarımızı tanımlamak için kendimize bunların hepsini öğrenmek için izin/fırsat vermek çok önemlidir. 6. Bölüme ve kendilik (self) ile ilgili örüntülere geçelim.

Kaynaklar
  1. American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and statistical manual of mental disorders
    (5th ed.). American Psychiatric Press.
  2. Arikha, N. (2007). Passions and tempers. HarperCollins.
  3. Cloninger, C. R. (2000). Biology of personality dimensions. Current Opinion in Psychiatry,
    13(6), 611–616.
  4. Freud, S. (1953). Three essays on the theory of sexuality. In J. Strachey (Ed.), The standard edition
    of the complete psychological works of Sigmund Freud, volume VII (1901–1905): A case of hysteria,
    three essays on sexuality and other works. Hogarth Press. (Originally published in 1905).
  5. Widiger, T. A. (2005). Five factor model of personality disorder: integrating science and
    practice.
    Journal of Research in Personality, 39(1), 67–83.

Bir Araya Getirmek — Sorunları ve Örüntüleri TANIMLAMAK

Bu ilk “Bir Araya Getirmek (Putting It Together)” kesitinde (section), İkinci Kısım’da incelediğimiz altı işlev alanını nasıl tanımlayacağımızı göstereceğiz. “Bir Araya Getirmek” kesitleri üçüncü ve dördüncü kısmın sonlarında da bulunabilir. Kitapta ilerledikçe formülasyonu oluşturmaya devam edeceğiz. Bu kesitlerin her birinin farklı hastaları vurgulayacağını unutmayın. Her zaman sunumla (presentation) başlayacağız çünkü ilk duyacağımız şey bu olacak.

Bir kişinin sorunlarını ve kalıplarını TANIMLAMAK (DESCRIBING), bir formülasyon oluşturmanın ilk adımıdır. Ana hatlarını çizdiğimiz altı alan (kendilik, ilişkiler, uyum sağlama, biliş, değerler ve iş/eğlence) bize, bir kişinin yaşamdaki işlevselliğini tanımlamak için gerekli yapısal zemini (scaffolding) sağlar.

Altı işlev alanındaki örüntülerini nasıl tanımlayabileceğimizi görmek için Jonathan’a bakalım:

Jonathan, dört ay önce annesinin ölümünden sonra değerlendirme için başvuran 64 yaşında beyaz bir cisgender eşcinsel erkektir. Jonathan’ın annesi 90 yaşındaydı ve demans hastasıydı. Ölümünden birkaç yıl önce Jonathan’ın yanında olabilmek için memleketindeki bir huzurevine taşınmıştı. Geçtiğimiz birkaç yılda Jonathan onu neredeyse her gün ziyaret etti. Annesinin ölümünden bu yana Jonathan kendini “amaçsız” ve “sürüklüyormuşum gibi” hissediyor. Jonathan şöyle diyor: “Onun uzun ve güzel bir hayatı olduğunu biliyorum ve artık hayatımda biri var. Bu durumla daha iyi başa çıkmam gerektiğini düşünüyorum.”

Jonathan 15 yıldır kocası Charles’la birlikte. Jonathan ve Charles birbirlerini seviyorlar ve birbirlerine tamamen bağlılar, ancak biraz farklı hayatlar yaşıyorlar. Jonathan çoğunlukla evden bilgisayar/bilişim danışmanı olarak çalışıyor, Charles’ın ise banka müdürü olarak yoğun bir hayatı var. Birlikte orta sınıf yaşam tarzlarını sürdürüyorlar. Jonathan’dan 10 yaş küçük olan Charles, uzun toplantılardan veya işle ilgili akşam yemeklerinden sonra genellikle işten eve oldukça geç geliyor. Charles ayrıca bazen bir seferde 2 haftaya kadar iş için seyahat ediyor. Jonathan bu düzenlemenin onlara çoğunlukla fayda sağladığını çünkü yalnız vakit geçirmeyi tercih ettiğini ve Charles’ın daha sosyal olduğunu ve aktiviteden keyif aldığını söylüyor. Evlenmelerine izin veren yasalar değiştiğinde, Jonathan ve Charles hemen bir düğün organize ettiler ve yaklaşık 50 aile üyesini ve arkadaşlarını davet ettiler. Jonathan, insanların kendilerini çok desteklemesine rağmen misafirlerin çoğunlukla Charles’ın arkadaşları olduğunu ve kendisinin etkinlikte biraz marjinal hissettiğini söylüyor. Yine de Jonathan keyif almış ve bu duyguları yönetebilmiş. Jonathan’ın annesi düğünde hazır bulundu. Jonathan’ın 20 yıl önce ölen babası onun eşcinsel yaşamını onaylamasa da annesi daha hoşgörülüydü ve Charles’a çok düşkündü.

Jonathan düğünden beri kendini daha yalnız hissetmeye başladığını söylüyor. İşinin yavaşladığını, Charles’ın işinin ise daha da yoğunlaştığını söylüyor. Ayrıca Jonathan, Charles’ın meslektaşlarıyla geçirdiği zamanı kıskanmaya başladığını ve hatta ara sıra Charles’ın kendisine olan bağlılığından korktuğunu söylüyor. Jonathan şöyle diyor: “Charles bana her zaman güven veriyor… ama neden benim bu kadar harika olduğumu düşündüğünü bilmiyorum. O daha akıllı, daha başarılı ve herkes onu seviyor. Bazen onu alt ettiğimi düşünüyorum. Bunca zamandır benimle birlikte olmak istediği için şanslıyım.” Jonathan emekli olmayı sabırsızlıkla beklediğini ancak “bu kadar zaman”la ne yapacağından emin olmadığını söylüyor ve ekliyor: “Hiçbir zaman dışarıdan pek ilgim olmadı.”

TANIMLAMAK

Sorun

Jonathan annesinin ölümüne alışmakta güçlük çekiyor. Kendini yalnız, amaçsız hissediyor ve kaybın daha çabuk “üstesinden gelmesi” gerektiği hissine kapılıyor.

Örüntüler

Kendilik

Jonathan’ın kimliği (identity) tam olarak bütünleşmiş/sağlamlaşmış değil. Jonathan kendisini iyi bir bakıcı ((annesinin ve Charles’ın) )ve eşcinsel bir erkek olarak tanımlıyor ve bilgisayar danışmanlığı işinde oldukça başarılı. Ancak emeklilikle karşı karşıya kalan Jonathan kendini kaybolmuş hissediyor ve iş dışında herhangi bir ilgi alanını tanımlayamıyor. Jonathan, özellikle kendisini aldatıyor olabileceğinden korktuğu Charles’la olan ilişkisinde kendilik değeri tehditlerine (self-esteem threat) karşı biraz savunmasız görünüyor, ancak Jonathan’ın bundan şüphelenmek için somut bir nedeni yok. Jonathan’ın Charles’a karşı kendini küçümseyen tutumu, kendilik değeri tehditlerine karşı içsel tepkisinde zorluk (difficulty with his internal response to self-esteem threat) yaşayabileceğini gösteriyor.

İlişkiler

Jonathan’ın bu alanda hem güçlü yönleri hem de zorlukları var. Charles’la olan 15 yıllık istikrarlı ilişkisi bir güçtür. Ancak son zamanlarda Jonathan güvenmek (trust) konusunda bazı zorluklar yaşıyor ve Charles’ın ilişkilerini sonlandırabileceği hisleriyle boğuşuyor. Jonathan’ın bu anlamlı ilişkiyi sürdürebilmesi için yeterince iyi bir kendilik ve öteki algısına (sense of self and other) sahip olması gerekirken, bu alanda bazı zorluklar ortaya çıktı. Jonathan, Charles’ı idealleştiriyor, bu da Jonathan’ın ikisini de daha karmaşık şekillerde görememesi anlamına geliyor. Birbirlerine olan bağlılıklarının gücü ve uzun ömürlülüğü göz önüne alındığında Jonathan, Charles’la olan bu ilişkisinde kendini sanıldığından daha az güvende (secure) hissediyor. Yakın arkadaşlıklarının olmayışı Jonathan’ın bu alanda zorluklar yaşadığını doğruluyor. Yine de Jonathan, Charles’la kalması ve annesiyle çok yakın bir ilişkisi olması nedeniyle bir dereceye kadar yakınlığa (intimacy) tahammül edebiliyor. Karşılıklılık (mutuality) alanında Jonathan, aldığından çok daha fazlasını veriyor gibi görünüyor (annesine gösterdiği ilgi ve Charles’a karşı tutumu).

Uyum/Adaptasyon

Genel olarak Jonathan strese oldukça iyi uyum sağlıyor. Bazıları kendisine diğerlerinden daha fazla fayda sağlayan bir savunmalar dizisi (range of defenses) kullanıyor. Örneğin Jonathan, Charles’ın iş gezilerinin, kendine ayırdığı zamana ihtiyacına uygun olduğunu düşünüyor. Stresli olduğunda Jonathan, Charles’ın onu terk edeceğinden endişe etmesinin de gösterdiği gibi idealleştirir (idealize) ve yansıtır (project). Jonathan’ın digerkamlığı (altruism) kullanması (annesine bakmak), onun şefkatli bir insan olmasına rağmen başkalarından ilgi ve şefkat almakta zorluk çektiğini gösteriyor. Jonathan, daha az stres kaynağı olduğunda oldukça iyi uyum sağlayabilen, oldukça duygusal (emotional) bir kişidir; ancak annesinin ölümü ve yaklaşmakta olan emekliliği karşısında Jonathan, savunma kullanımında daha az esnek (less flexible) hale geldi.

Biliş

Biliş Jonathan için çoğunlukla güçlü bir alandır. Başarılı bir işi yürütme yeteneği, Jonathan’ın nispeten güçlü genel bilişsel işlevlere (general cognitive function) sahip olduğunu, makul derecede zeki olduğunu ve işini ve işletme finansmanını yönetebilecek beceri ve yeteneklere sahip olduğunu göstermektedir. Jonathan duyguları yönetiyor (manages emotion), iyi bir dürtü kontrolüne (impulse control) sahip ve uyarım düzenlemede (stimulus regulation) zorluk bildirmiyor. Jonathan’ın düşünceleri iyi organize edilmiş ve hafızası sağlam görünüyor. Jonathan’ın kendi üzerine düşünebilme (self-reflection) kapasitesi tek yönlüdür: Jonathan muhtemelen annesinin ölümüne tepki verdiğini anlasa da Charles’a dair kıskançlık duygularını daha az sorgulayabiliyor. Jonathan’ın Charles’ın bakış açısını tam olarak hayal edip edemediği belirsiz olduğundan bu aynı zamanda zihinselleştirmede (mentalization) bazı zorluklara da işaret edebilir (aşkının Jonathan tarafından tam olarak kabul edilmediğini hissetmek Charles için sinir bozucu olmalı). Jonathan’ın muhakemede (judgment) zorluk yaşadığına dair hiçbir kanıt yok.

Değerler

Jonathan’ın doğruyu ve yanlışı ayırt etme duygusu (sense of right and wrong) var gibi görünüyor ve olumlu/toplum yanlısı sosyal davranışlar (prosocial behavior) sergiliyor (annesine bakmak). Jonathan’ın değerleri aile ve ilişkiler (family and relationships) etrafında dönüyor gibi görünüyor.

İş ve eğlence

Jonathan’ın iş hayatında eğlenceden daha güçlü yanları var. Yaptığı iş, yetenekleri ve eğitimi ile uyumludur (consonant with his talents and training) ve memnuniyet (satisfaction) ve destek (support) sağlar. Emeklilik konusundaki endişesi, Jonathan’ın iş dışındaki faaliyetlerden keyif alamadığını gösteriyor; bu bakımdan iş ve eğlenme kapasitesi sınırlı görünüyor. Çalışmak onun için savunma işlevi görüyor olabilir ama yine de Jonathan’ın çalışma ve eğlenme biçimi kültürel olarak kabul edilebilir (culturally sanctioned) gibi görünüyor.

Önerilen etkinlik

Bireysel öğrenciler tarafından veya sınıf ortamında yapılabilir.

Artık TANIMLAMAYI’yı öğrendiğinize göre, hastalarınızdan biri için TANIMLAMA kesiti yazmayı deneyin. Bağımsız bir öğrenci iseniz bunu bir süpervizör veya akranınızla paylaşmayı düşünün. Eğer bir süpervizör veya öğretmenseniz, bunu bir sınıf uygulaması olarak belirlemeyi düşünün. Bunun farklı hastalar için nasıl göründüğünü görmek için bir sınıftaki tüm öğrencilerin birbirlerinin ödevlerini okumasını sağlamak öğretici olabilir. Psikodinamik psikoterapide bir hasta hakkında yazmak zorunda değilsiniz; bu, tüm hastalar için yapılması gereken önemli bir şeydir, böylece birçok farklı klinik durumda psikodinamik formülasyonlar oluşturmaya başlayabilirsiniz. Hem sorunları hem de örüntüleri dahil edin. Örüntüler için incelediğimiz altı başlığı (kendilik, ilişkiler, uyum sağlama, biliş, değerler, iş ve eğlence) kullanın ve her alandaki değişkenlerin her birini göz önünde bulundurun. Yazının uzun olmasına gerek yok -kesinlikle bir sayfadan fazla değil. Unutmayın -hastanın geçmişi tekrarlamayın, bunun yerine sorunlar ve örüntüler hakkındaki düşüncelerinizi pekiştirin.

Üçüncü Kısım: Değerlendirme

Giriş

Anahtar kavramlar

Psikodinamik olarak formüle ederken, insanların karakteristik düşünme, hissetme ve davranma biçimlerini nasıl geliştirdikleri hakkında hipotezler yaratıyoruz.

Dolayısıyla, bir kişinin sorunları ve örüntüleri hakkında iyi bir anlayışa sahip olduktan sonra, psikodinamik bir formülasyon oluşturmanın bir sonraki adımı şudur: onların yaşam öyküsünü değerlendirmek/gözden geçirmek/incelemek (review their life story). Bir yaşam öyküsü, insanların yaşamları sırasında meydana gelen ve onların baskın işleyiş kalıplarını şekillendirmeye yardımcı olan şeyleri; yani kendileri hakkında nasıl düşündüklerini, başkalarıyla nasıl ilişki kurduklarını, strese nasıl uyum sağladıklarını, nasıl düşündüklerini, doğru ve yanlışı nasıl kavramlaştırdıklarını, nasıl çalışıp eğlendiklerini içerir.

Bir kişinin yaşam öyküsünü öğrenirken şu ilkeler bize rehberlik eder:

  • Doğuştan geleni (nature) ve yetişme koşullarını/yetiştirmeye bağlı olanı (nurture) dahil edin
  • İlişkiler (relationships) esastır (key)
  • Toplum ve kültür gelişimi (development) etkiler
  • Travma (trauma) kritiktir
  • Kronoloji konuyla ilgilidir (relevant)
  • Gelişim yaşam boyudur

Hastalarımızın yaşanmış deneyimlerine ilişkin anlayışımız, birlikte yaptığımız çalışmalar boyunca derinleşir.

Bir Araya Getirmek – Bir Yaşam Öyküsünü İNCELEME

Artık bir yaşam öyküsünü İNCELEME’ye hazırız. Bunu Nia için nasıl yapabileceğimize bir göz atalım:

Sunum

Nia, kendisini heteroseksüel ve Katolik olarak tanımlayan, yoğun bakım hemşiresi olarak çalışan, 25 yaşında bekar, Afro-Amerikan ‘cisgender’ bir kadındır. Giderek artan depresyon, kaygı ve “bazen keşke sadece uyuyabilseydim ve öylece uykuda kalabilseydim” gibi düşünceler gösteriyor; bunların hepsi ergenliğinden beri yaşamadığı belirtiler. Ölmek istemediğini söylüyor. Nia, üç ay önce annesinin daha sık aramaya başlayıp Nia’ya zihinsel ve fiziksel engelli babasına bakması için yalvarmasıyla başlayan “bir kara deliğe kaymayı” tarif ediyor. Nia 1-2 seneliğine yoğun bakım hemşireliğini bırakıp tüm hayatı boyunca hayalini kurduğu gibi gelişmekte olan bir ülkeye gidip orada çalışmayı planlıyordu, fakat şu anda kendisini burada kalıp ailesine destek olmak zorunda hissediyor. Gitgide artan bir şekilde gergin, yorgun, asabi hissediyor ama uyku ve iştah konularında zorluk yaşamıyor.

Yaşam öyküsü

Genetik ve prenatal gelişim

Nia, güneydeki bir eyalette ağırlıklı olarak Afrika kökenli Amerikalıların yaşadığı bir mahallede, başlangıçta evli olmayan bir anne babanın tek çocuğu olarak dünyaya geliyor. Annesinin hamileliği veya doğumuyla ilgili herhangi bir sorun olup olmadığını bilmiyor, ancak Nia’nın doğumundan sonra depresyon ve alkol bağımlılığı nedeniyle hastaneye kaldırıldığı için annesinin hamilelik sırasında içki içtiğini tahmin ediyor. Aynı zamanda anne tarafından birçok akrabada depresyon öyküsü var. Nia’nın babası, çocukluğu boyunca öfke kontrol sorunları nedeniyle sinirlilik geliştirmiş ancak 12 yıl önce kendisine Parkinson hastalığı teşhisi konulana kadar hiçbir zaman psikiyatrik tedaviye başvurmamıştı. Şu anda bilişsel açıdan engelli ve anti-Parkinson ilaçlarını kullanırken kronik olarak psikotik durumda.

Erken dönem (doğum-3 yaş)

Doğumdan kısa süre sonra Nia bakımı için anneannesine bırakıldı. Nia bunun annesinin hastaneye kaldırılmış olmasından dolayı olduğunu tahmin ediyor fakat neden bu sırada kendisiyle babasının ilgilenmediği konusunda emin değil. Büyükannesi ona sağlıklı, rahat, “kolay” bir bebek olduğunu, neredeyse hiç ağlamadığını ve genellikle diğer çocuklara yavaş ısındığını söyledi. Nia’nın büyükannesiyle geçirdiği erken çocukluk dönemine dair oldukça sevgi dolu anıları var ama bu yıllarda anne ve babasıyla ilgili çok az anısı var; büyükannesi ona tekrar bakabilmek için para biriktirmek için çok çalıştıklarını söylemişti.

Orta çocukluk (3-6 yaş)

Nia dört yaşındayken anne babası evlendi ve üçü birlikte babasının özel bir soruşturma şirketine katıldığı komşu kasabaya taşındı. Babası iyi bir geçim sağlıyordu ve ailesi rahat bir orta sınıf hayatı yaşıyordu. Ancak babası daha çabuk sinirlenen ve sert bir şekilde eleştiren, kapıları çarpan biri haline geldi, sık sık Nia’nın önünde annesine bağırdı, ona vurdu ve ara sıra Nia’yı kemerle tehdit etti. Nia çocukken babasından korktuğunu ve anne babası tartışırken dolaba saklandığını hatırlıyor. Annesini özellikle içki içtiği zamanlarda sinirli ve depresif biri olarak anımsıyor. Bir keresinde sarhoş olduğunda Nia’nın annesi ona “istenmeyen bir hamilelik” olduğunu ve Katolik olmasaydı kürtaj yaptıracağını söylemişti. Bu, Nia’ya ebeveynlerinin mutsuz ilişkisinin sebebinin kendisi olduğunu hissettirdi. Bu yıllara dair sahip olduğu tek güzel anılar ara sıra büyükannesiyle geçirdiği hafta sonları ve tatillerdi.

Geç çocukluk (6-12 yaş)

Nia’nın ebeveynleri onu anaokulundan itibaren tamamı kızlardan oluşan bir Katolik kilise okuluna yerleştirdi. Okuldaki öğrencilerin çoğu Afro-Amerikandı. Okulu çok sevdiğini ve okulun “hayatını kurtardığını” söylüyor. Utangaç ve terbiyeli olduğunu, rahibeler ve rahiplerle yakın ilişkileri olduğunu hatırlıyor. Çok az arkadaşı olmasına rağmen okuldan sonra çoğu gün evine gittiği yakın bir arkadaşı vardı. Nia, ortaokuldayken rahibelerden birinin ısrarı üzerine konfirmasyon derslerine başladı ve büyükannesiyle birlikte yaptığı gibi her Pazar ayinine tek başına gitmeye başladı. Babası ve annesi bu işe katılamayacak kadar meşgul olduklarını söyleyince, arkadaşının ailesi ona vaftiz ebeveyni olmayı teklif etti.

Ergenlik (13-19 yaş)

14 yaşındayken, Nia’nın ebeveynleri artık kilise okuluna paralarının yetmeyeceğini söyledi ve onu, Afro-Amerikan öğrencilerin azınlıkta olduğu büyük, karma bir devlet lisesine yerleştirdi. Eski okulundaki arkadaşlarını ve rahibeleri özlemişti ve Beyaz sınıf arkadaşları onun kıyafetleri ve saç stili hakkında yorum yapmaya başladıklarında ve ona kendilerinden daha az zekiymiş gibi davrandıklarında şaşırmıştı. Bu, önceki okulunda ve mahallesinde büyük ölçüde korunduğu açık ırkçılığa ilk maruz kalışıydı. Notları düştü ve intihar düşünceleri vardı. Kendini aç bırakmayı denedi ve bu şekilde 7 kilo verdi, fakat kimse fark etmediği için bunu yapmayı bıraktı. 10. sınıftayken bir antrenör onu basketbol takımına katılmaya teşvik etti ve kendisinin “yabancı gibi hissetmekten yıldız oyuncu gibi hissetmeye” geçtiğini söyledi. Kendini daha iyi hissetmeye başladı ve daha sağlıklı beslenmek için çaba gösterdi çünkü “takıma karşı bir sorumluluğu” olduğunu düşünüyordu. Annesi sporun “kadınsı olmadığını” söylese de sporu seviyordu. Partilere gitmekten kaçındı, kendini okul çalışmalarına ve atletizme verdi ve her ikisinde de başarılı oldu. Nia, 11. ve 12. sınıflar arasındaki yaz aylarında yerel bir hastanede gönüllü olarak çalıştı ve sonunda yardım mesleklerinde kariyer yapacağını fark etti. Geriye dönüp bakınca, babasının yeni ortaya çıkan Parkinson hastalığının kararını etkilemiş olabileceğini düşünüyor: “O ne kadar engelli olursa, ben de o kadar az öfkelendim. Korkutucu bir durumdan muhtaç ve acınası bir duruma dönüştü. Ayrıca annemin ona eziyet etmekten ne kadar keyif aldığını görmekten nefret ediyordum ve babamı korumam gerektiğini hissediyordum.

Erken yetişkinlik (18-23 yaş)

Üniversiteye başvurma zamanı geldiğinde Nia’nın annesi babasının sağlık sorunları ve maddi kaygılarla meşguldü. Ona, eğer üniversiteye gitmek isterse okul ücretini kendisinin karşılaması gerektiğini söyledi. Güçlü bir Siyah kadın olarak güçlü kimliğini pekiştirerek, kendisine tam burs sunan ve tarih boyunca Siyahların gittiği bir üniversiteye gitmeyi seçti. Kendini “yeniden evinde” hissetti ve okul çalışmalarına ve spora adadı. Bir kız öğrenci yurduna girmesine rağmen hafta sonu partilerine gitmeye çekiniyordu ve flört deneyimleri sınırlıydı. “Hayır’ı cevap olarak kabul etmeyen” erkeklerle çok sayıda kısa süreli ilişkisi oldu ama bunların hiçbiri bir yıldan fazla sürmedi. Nia başlangıçta tıp öncesi eğitimi görüyordu ancak babasının bakımına yardımcı olmak için eve sık sık gittiğinden dolayı “organik kimya ve fizik konusunda uzmanlaşmaya hiç zamanı olmadı” ve sonunda hemşireliğe geçti.

Geç yetişkinlik (23 yaş- günümüz)

Nia, çalışmaya başladıktan sonra “ölüm kalım anlarının zorluğu” nedeniyle yoğun bakım hemşireliğine yöneldi. Ayrıca ek olarak aldığı eğitimin, ağırlıklı olarak Beyazların bulunduğu eğitim hastanesindeki statüsünü korumasına yardımcı olduğunu hissetti. Hızla terfi aldı, tıp merkezinde liderlik ve öğretmenlik pozisyonları üstlendi; maaş artışları sayesinde ebeveynlerinin mali yüklerini ve sağlık faturalarını daha fazla üstlenebildi. Son birkaç yılda arkadaşlarından uzaklaştı, gelişigüzel flörtler yaşadı ve işine, ailesine ve kedisine odaklandı.

Önerilen aktivite

Bireysel veya sınıf ortamında yapılabilir

Şimdi, TANIMLAMA’dan sonra yaptığınız gibi bir danışanınızın yaşam öyküsünü İNCELEME’ye çalışın. Daha önce belirttiğimiz gibi, öğrenciler diğer arkadaşlarının incelemelerini okumaktan fayda göreceklerdir. Bu örnekte olduğu gibi her gelişim evresi için başlıklar kullanmayı deneyin: prenatal, erken yıllar, orta çocukluk, geç çocukluk, ergenlik, erken erişkinlik ve erişkinlik. Danışanınızın yaşam öyküsünü anladığınızı düşünseniz bile bunu sistematik bir şekilde incelemek konusunda kendinizi denemek, danışanınız hakkında daha fazla şey öğrenmenize ve sormak istediğiniz soruları belirleyebilmenize yardımcı olabilir.

4. KISIM: BAĞLAMA (LINK)

Giriş

Anahtar Kavramlar

İş birliği içinde bir psikodinamik formülasyon oluşturmanın son adımı, bir kişinin gelişimi hakkında hipotezler oluşturmak için sorunları ve örüntüleri yaşam öyküsüne BAĞLAMAKTIR.

BAĞLAMA’da, hastanın ana zorluklarına ve yaşam öyküsündeki kilit noktalara odaklanmak için TANIMLADIĞIMIZ ve İNCELEDİĞİMİZ şeylere odaklanıyoruz. Daha sonra bunları, gelişimle ilgili aşağıdaki organize edici fikirleri kullanarak birbirine bağlarız:

Psikodinamik formülasyonlar oluşturduğumuzda dilimiz, kurduğumuz bağlantıların gerçekler değil, hipotezler olduğunu belirtmelidir.

BAĞLAMA şeklimiz tedaviye rehberlik eder.

Kitabın bu kısmına kadar problemleri ve örüntüleri nasıl tanımlayacağınızı ve danışanın tüm yaşam öyküsünü nasıl inceleyeceğinizi öğrendiniz. Artık kişinin en önemli alanlarına ve zorluk dönemlerine odaklanmak için tanımladığımız ve gözden geçirdiğimiz şeylere odaklanabilir ve bunları bir kişinin gelişimi hakkında hipotezler oluşturmak için bağlayabiliriz.

Gelişim ile ilgili organize edici fikirleri kullanarak BAĞLAMA

Bu hipotezleri oluşturmak için kişinin büyük zorlantılarını yaşam öyküsündeki kilit noktalara bağlamamız gerekir. Bu çok önemli bir adımdır; nedensellik hakkında hipotezler oluşturarak danışanın geçmişini bir formülasyona dönüştürdüğümüz noktadır. Bu önemli adım için gelişim ile ilgili organize edici fikirlere güveniyoruz. Bu organize edici fikirler, yaşam boyunca olup bitenlerin danışanlarımızda gördüğümüz sorunlara ve örüntülere nasıl yol açabileceğini kavramsallaştırmanın yollarıdır. Bunlar aşağıdaki gibi soruları yanıtlamamız yardımcı olurlar:

  • Erken travma duygu düzenlemesi sorunlarına nasıl yol açabilir?
  • Çocukluk çağındaki depresyon, benlik saygısı yönetimiyle ilgili sorunlara nasıl yol açabilir?
  • Annenin yokluğu yetişkinlikte kişilerarası sorunlara nasıl yol açabilir?
  • Dışlanmış bir grupta olmak nasıl benlik saygısı sorunlarına yol açabilir?
  • Uyumlu bir anneye sahip olmak, birinin üniversitede ayrılıkla başa çıkmasına nasıl yardımcı olabilir?
  • Bir ebeveynle aşırı yakın ilişki nasıl cinsel engellemelere yol açabilir?

Çok sayıda gelişimsel fikir, bir kişinin yaşam öyküsünü onun düşünme, hissetme ve davranış örüntüleriyle ilişkilendirmemize yardımcı olabilir. Her fikir, bir kişinin yaşadığı deneyimin (genetik ve çevre dahil) yetişkinlerde gördüğümüz sorunlara ve örüntülere nasıl yol açabileceğini açıklamanın farklı bir yolunu sunar. Sorunları ve örüntüleri öyküye etkisini düşünerek bağlayabiliriz:

  • Travma
  • Erken bilişsel ve duygusal zorlantılar
  • Kültür ve toplum
  • Çatışma ve savunma
  • Başkalarıyla ilişkiler
  • Benlik gelişimi
  • Erken bağlanma modelleri

BAĞLANTI kurduğumuzda, bu organize edici fikirler arasında gezinir ve danışanın örüntüleri ile yaşam öyküsü arasında yararlı bağlantılar kurmamıza yardımcı olacak olanları seçeriz. Tek bir formülasyon için birden fazla fikir kullanabildiğimiz gibi, farklı fikirleri de farklı formülasyonlarda kullanabiliriz. 4. kısımdaki her bölüm, gelişimle ilgili bu organize edici fikirlerden birini sunar, böylece formülasyonlarınızı oluştururken arasından seçim yapabileceğiniz bir fikir kütüphanesine sahip olmaya başlayabilirsiniz.

Pek çok organize edici fikir var, nasıl seçeceğiz?

Gelişimle ilgili birçok fikir olduğu gibi, danışanın örüntülerini yaşam öyküsüne bağlamanın da birçok yolu vardır. Klinisyenin bunu psikodinamik formülasyonda yapma şekli, danışanın öyküsünü anlatma şekli ve klinik durumun ihtiyaçları dahil olmak üzere birçok değişkene bağlıdır. Bazı klinik durumlar, gelişime ilişkin belirli organize edici fikirler kullanılarak iyi bir şekilde açıklanabilir ve 4. kısmın her bir bölümünde bu tür durumları örneklerle özetliyoruz. Örneğin, duygu düzenlemede güçlük çeken iki kişiyi düşünün; biri istismarcı, diğeri ise erken dönem bipolar bozukluğu olan bir ebeveyne sahip. Zorluklarının benzerliğine rağmen psikodinamik formülasyonları gelişime ilişkin iki farklı düşünceyi gerektirebilir. Tercih edilen (popüler) bir fikir seçip başlamak yerine, TANIMLAMA ve İNCELEME’deki bilgilerle yola çıkmak ve ardından gelişimle ilgili fikirleri seçmek genellikle mantıklıdır. Gelişim ile ilgili bir fikre uygun olan bir şey bulmak için “öyküyü aramaktan” kaçınmaya çalışın; bu, formülasyonu çarpıtabilir ve 4. bölümde tartıştığımız gibi ön yargıya yol açabilir.

Psikodinamik bir formülasyon yazmak

Tüm psikodinamik formülasyonlar yazılı olmasa da TANIMLAMA, İNCELEME ve BAĞLANTI KURMA’yı öğrenirken bazı kronolojik hikayeler yazmaya çalışmanızı öneririz. Yazarken kişinin yaşamı boyunca meydana gelen olayların kişinin gelişimini nasıl etkilemiş olabileceğinin düşünün; örneğin, ilk yıllardan itibaren benlik saygısı ile ilgili sorunların ergenlikteki kimlik pekiştirmesini nasıl etkilemiş olabileceğini, birincil ikili ilişki sırasında güvenin pekiştirilmesinin daha sonraki bir travmaya nasıl yardımcı olabileceğini veya orta çocukluktan itibaren rekabetle ilgili sorunların kişinin erken erişkinlikte kariyer gelişimini nasıl etkilemiş olabileceğini düşünün. Odak noktalarınızı özetleyen bir özet ile başlayın, ardından kişinin her yaşam evresinde nasıl geliştiğine dair yorum yapmaya çalışın. 4. kısmın sonunda, iki terapistin tam psikodinamik formülasyonları nasıl “bir araya getireceğini” tartışırken dinleyebilir ve ardından hikayeleri okuyabilirsiniz.

“Marco’nun benlik saygısı sorunları hem kronik duygudurum bozukluğundan hem de babası tarafından kabul edilmemesinden kaynaklanıyordu.”

cümlesi şu cümleden oldukça farklıdır:

“Marco’nun hem yaşam boyu süren bir moral bozukluğu geçmişine hem de babasının sürekli olarak kendisini aynalamada eksik kalmasına ilişkin raporu, bunların benlik saygısını sürdürme ve yönetmede yaşadığı zorlukların gelişmesine katkıda bulunmuş olabileceği izlenimini uyandırıyor.”

İkinci ifade, Marco’nun benlik saygıyla ilgili yaşadığı zorluklar ile geçmişinin unsurları arasındaki bağlantıların kanıtlanmış gerçekler değil, hipotezler olduğunu açıklığa kavuşturuyor.

Zaman içinde gelişime ilişkin fikirleri kullanma

Formüle etme konusunda rahatlık kazandıkça, gelişimle ilgili farklı fikirleri her zaman bilinçli olarak düşünüp uygulamayacaksınız. Otomatik olarak danışanlar hakkında düşünme şeklinizin bir parçası haline gelecekler. Bununla birlikte, formüle etmeyi öğrenirken, bireyin gelişimi hakkında hipotezler oluşturmada hangilerinin size en iyi şekilde yardımcı olabileceğine karar vermek için her danışanla birlikte tüm bu organize edici fikirleri dikkatlice değerlendirmenizi öneririz.

Bağlama tedaviye yön verir

Yetişkin danışanlarımızın sorunlarını ve örüntülerini yaşam öykülerine bağlama şeklimiz tedavimize yön veriyor. Sorunları erken travmaya bağlarsak hastalarımızın travmatik deneyimlerini anlamalarına ve bozulan gelişimlerini onarmalarına yardımcı olmalıyız. Sorunları bilinçdışı çatışmalara ve savunmalara bağlarsak, hastalarımızın stresle başa çıkmanın daha faydalı yollarını geliştirmelerine yardımcı olmalıyız. Sorunları kültürün ve toplumun etkilerine bağlarsak, hastalarımızın toplumun kendileri hakkındaki olumsuz görüşlerini nasıl içselleştirdiklerini ve bunları kendilerinden nasıl ayırabileceklerini anlamalarına yardımcı olmalıyız. Sorunları başkalarıyla olan ilişkilere bağlarsak hastalarımızın yeni ilişki şablonları geliştirmelerine yardımcı olmalıyız. Formülasyonlarımız tedavi hedeflerimize, danışanlarımızı dinleme şeklimize ve müdahalelerimizi seçme şeklimize rehberlik eder (bkz. Bölüm 3). Genel olarak danışanlarımıza şu şekilde yardımcı olabiliriz:

  • Gelişimlerinin veya işlevlerinin sorunlu bir yönünün farkına varmalarını sağlamak
  • Daha tatmin edici yeni işleyiş yolları geliştirmelerine yardımcı olmak.

4. kısımdaki bölümlerin her birinde her ikisini de nasıl başaracağımızı tartışıyoruz.

Kısmın devamında

4. kısmın her bölümünde gelişime ilişkin bir organize edici fikir göstereceğiz. Özet olarak:

  • Organize edici fikrin temelleri
  • Organize edici fikrin özellikle faydalı olduğu klinik durumlar
  • Fikrin kullanıldığı örnek bir formülasyon
  • Söz konusu fikre bağlanmanın tedaviyi yönlendirme yolları

Bu bölümlerdeki örnek formülasyonlarımızın daha önce üzerinde durulmuş olan AÇIKLAMA ve İNCELEME bölümlerini sunduğunu ve bu nedenle yalnızca büyük zorlantıları ve temel gelişim noktalarını içerdiğini unutmayın. Şimdi gelişimle ilgili ilk organize fikrimize geçelim: sorunları ve örüntüleri travmaya bağlamak.

Önerilen aktivite

Bireysel veya sınıf ortamında yapılabilir

Birlikte çalıştığınız bir danışanın örüntülerini özetlemek için TANIMLAMA alanlarını (benlik, ilişkiler, uyum sağlama, biliş, değerler, iş/oyun) kullanın. Odaklandığınız soru nedir? Nereye odaklanırsınız ve neden? Sınıf ortamında çalışıyorsanız, çiftler halinde veya daha büyük gruplar halinde düşüncelerinizi paylaşın.